Reklam Alanı
coğrafi keşifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
coğrafi keşifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2016 Çarşamba

COĞRAFİ KEŞİFLERİN SEBEP SONUÇ İLİŞKİLERİ

Coğrafi Keşifler
Doğudan başlayan ticaret yolları yüzyıllarca Avrupa’nın çeşitli ihtiyaçlarını karşılamada can damarı olmuştur. Özellikle bunlardan en önemlileri olan İpek ve Baharat yollarının Osmanlı Devleti’nin eline geçmesi, Avrupalıları yeni yollar aramaya sevk etti. Orta Çağ’ın sonuna kadar dünyanın pek çok yeri bilinmiyordu. İşte bu yeni yollar arama girişimleri sırasında pek çok yer ilk kez keşfedildi ve yeni ticaret yollan bulundu. Yeni Çağ’ın başlarında meydana gelen bu keşif olaylarına “Coğrafî Keşifler” adı verilir.
Nedenleri:

1) Bilimsel, teknik alandaki ilerlemelera) Pusulanın sapma açısının hesaplanması
b) Gemicilik sanatında ilerleme
c) Coğrafya bilgisinde ilerleme
2) Doğu ülkelerinin zenginliği (Haçlı Seferleri ile Coğrafi Keşiflerin ortak nedenidir,)
3) Cesur gemicilerin yetişmesi
4) Avrupalıların dünyayı tanıma ve Hıristiyanlığı yayma amaçları
5) Avrupalıların Hindistan!a ulaşmak için yeni yollar aramaları (ipek ve Baharat Yolları Türklerin elindeydi.)
6) Kralların Coğrafi Keşifleri teşvik etmeleri .
Nedenleri ile ilgili biraz ayrıntıya inersek:

a. Ticaret yollarının Müslümanların eline geçmesi: Çin’den başlayan İpek Yolu, Hazar Denizi’nde iki kola ayrılıyor, kuzey kolu Kırım limanlarında son bulurken güney kolu Karadeniz kıyılarından İstanbul’a ulaşıyordu.
Diğer önemli bir yol olan Baharat Yolu ise Hindistan’dan başlıyor ve kuzeyde Suriye limanlarında, güneyde ise İskenderiye’de son buluyordu. Özellikle denizci İtalyan devletleri bu limanlardan aldıkları malları Avrupa’ya satıyorlardı. Bu yolların tamamının Osmanlı denetimine girmesi ve bir kaç el değiştiren malların pahalıya mal olması Avrupalıları yeni yollar aramaya sevketmiştir.
b. Coğrafya bilgisinin ilerlemesi: Orta Çağ’da Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri çok azdı. Avrupalılar, dünyayı tepsi gibi düz zannediyorlardı. Ortasında Kudüs’ün bulunduğuna inandıkları dünyanın kuzeyi buzlarla, güneyi ise kaynar sularla kaplıydı. Batıda sonsuz bir deniz, doğuda da Kaf dağları (Kafkas dağları) nın bulunduğuna ve onun ötesinde cinlerin yaşadığına inanırlardı. Özellikle Haçlı Seferleri ve daha sonraki ilişkiler ve seyyahların gezi notlarının incelenmesi sonrasında, Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri artmış, boş inançlar yıkılmıştır.
Özellikle Venedikli seyyah Marco Polo doğu üzerine Çin’e kadar büyük bir seyahat yaptı (1271 - 1295). Bu seyahati sırasında yazdığı, doğu ülkelerinin hem zenginliklerini, hem de coğrafyasını anlattığı “Garibeler Kitabı” adlı eseri, Avrupalılar üzerinde büyük etkiler meydana getirmiştir.
c. Pusulanın geliştirilmesi: İlk kez Çinliler tarafından icat edilen pusula, Haçlı Seferleri sırasında Avrupa’ya geçmiştir. Kristof Kolomb’un pusulanın sapma açısını düzeltmesiyle artık yönlerini kaybetme korkusundan kurtulan Avrupalılar, okyanuslara daha rahat ve korkusuzca açılmaya başladılar.
d. Gemicilik sanatındaki ilerlemeler: Eskiden kullanılan kadırgaların geliştirilerek 30 metre uzunluğunda, üç direkli beş yelkenli ve okyanuslara daha dayanıklı Karavel tipi gemilerin yapılması okyanuslara açılmada insanların cesaretini artırdı.
e. Efsane ve hurafelere inanmayan cesur gemicilerin yetişmesi: Orta Çağ’da Avrupalılar, Atlas okyanusunun içinde gemileri çeken çok büyük girdapların olduğu ve bu sularda dolaşan gemicilerin zenciye dönüşecekleri gibi hurafelere inanırlardı. Ancak doğu ile olan ilişkiler ve coğrafya bilgisinin ilerlemesi bu gibi inançların yıkılmasına neden olmuştur.

a. Ticaret yollarının Müslümanların eline geçmesi: Çin’den başlayan İpek Yolu, Hazar Denizi’nde iki kola ayrılıyor, kuzey kolu Kırım limanlarında son bulurken güney kolu Karadeniz kıyılarından İstanbul’a ulaşıyordu.
2. Keşifler

• Portekizli Bartelmi Dias Afrika’nın güney ucuna ulaşarak Ümit Burnu’nu buldu (1487).
• İspanyol asıllı Kristof Kolomb, İspanya’nın Palas limanından hareket edip Atlas Okyanusu’nu aşarak Amerika Kıtası’nı buldu (1492). Ancak burasını Hindistan zannettiğinden batısındaki Bahama takımadalarına Batı Hint Adaları, halkına da Hintliler adını verdi. Daha sonraları Amerika Kıtası’na üç sefer daha yaparak kıtanın orta ve güney kesimlerini de keşfetti. Ancak yeni bir kıta keşfettiğini anlayamadan öldü.
• Portekizli Vasko do Gama Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’a vardı (1498).
• Bu tarihten itibaren Portekizliler Hint Okyanusu’na hâkim olmaya başladılar. Böylece Hindistan’dan gelerek Süveyş’te sona eren Baharat Yolu yön değiştirerek Ümit Burnu Yolu hâline geldi ve Portekiz egemenliğine girdi. Bu gelişme Hint sularında Osmanlı - Portekiz mücadelesini başlatmıştır.
• Kristof Kolomb’un ölümünden kısa bir süre sonra İtalyan gemici Ameriko Vespuçi, Amerika’nın Hindistan değil yeni bir kıta olduğunu dünyaya ilân etti ve kıtaya onun adı verildi “Amerika” (1507).
• 1519′da Portekiz asıllı Macellan tarafından başlatılan batıya seyahat Del Kano tarafından tamamlanarak (1522) dünyanın yuvarlak olduğu ilk kez ispatlanmıştır.
• Başlangıçta Portekizliler ve İspanyollar tarafından başlatılan Coğrafî Keşifler, özellikle İngilizler, Fransızlar ve Hollandalılar tarafından tamamlanmıştır.
Coğrafi Keşifler’in sonuçları

• Hristiyanlık yayıldı. Buna karşılık dünyanın düz olduğu gibi pek çok yanlış bilgi aktaran din adamlarına olan güven azaldı.
• Keşfedilen yerlerde yetişen domates, vanilya, patates, tütün, kakao gibi bitki türleri ile Avrupalılar ilk kez tanıştı.
• Avrupalıların, keşfettikleri yerleri sömürgeleştirmesiyle Sömürgecilik Dönemi başladı.
• Keşifler, ticaret yollarının değişmesine neden oldu. Hint Deniz Yolu’nun bulunmasından ve Amerika’nın keşfinden sonra Akdeniz limanları ile Baharat ve İpek Yolu eski önemini kaybederken Hint Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazandı.
• Yeni keşfedilen ülkelerde bol miktarda bulunan altın ve gümüş gibi değerli madenler Avrupa’ya getirildi. Avrupa’da ticaretle uğraşan kişiler (Burjuva sınıfı) zenginleşti. Tüccarların, soyluların ellerinde bulunan toprakları satın almalarıyla soylular eski güçlerini kaybettiler.
• Keşfedilen yerlere, özellikle Amerika’ya Avrupa’dan pek çok insan göç etti. Avrupa kültür ve uygarlığı yeni yayılma alanları buldu.
• Amerika’nın eski bir medeniyet merkezi olduğu öğrenildi.
• Zenginleşen Avrupalılar, kültür ve sanat hareketlerini desteklediler. Böylece, Avrupa’da Rönesans’ın doğmasına ortam hazırlamış oldu.
• Coğrafî Keşiflerle ticaret yollarının değişmesi sonucunda Osmanlı Devleti ekonomik yönden büyük gelir kaybına uğradı.
• Keşifler, dünya tarihinde önemli sosyal, siyasal, ekonomik ve dini değişikliklere neden olmuştur. Bu durum, keşiflerin evrensel yönünü ortaya koymaktadır.• Eski ticaret yolları değişti. Akdeniz, doğu -batı ticaretindeki önemini kaybetti. Baharat ve İpek Yolları önemini kaybetti. Bu durum Atlas Okyanusu Limanlarının önem kazanmasına neden olmuştur.
• Avrupalılar, yeni keşfedilen yerlerde sömürge imparatorlukları kurdular. Bu durum, keşfedilen ülkelerden Avrupa’ya altın ve gümüş başta olmak üzere bol miktarda hammadde götürülmesine neden olmuştur. Bu gelişmeler Avrupa’nın zenginleşmesini, hayat standartlarının yükselmesini ve Rönesans hareketlerinin gerçekleştirilmesini sağlamıştır.
• Ticaretle uğraşan burjuva sınıfı zenginleşmiş ve Avrupa ürünleri yeni pazarlar bulmuştur. Böylece daha sonraki yıllarda gerçekleşecek olan Sanayi Devrimi’ne ortam hazırlanmıştır.
• Keşfedilen yerlere Avrupa’dan göçler olmuş, bu durum Avrupa kültür ve medeniyetinin yayılmasını sağlamıştır.
• Hıristiyanlık, yeni ülkelere yayılmıştır. Ancak bazi bilimsel gerçeklerin ortaya çıkması sonucunda Hıristiyanların dini inançları zayıflamış, Kilise’ye güven sarsılmıştır.
• Dünyanın bazı yerleri, Avrupalılar tarafından tanınmış, yeni kültürler, canlılar ve ırklar ortaya çıkmıştır.
Coğrafi Keşiflerin Türk Dünyası Üzerindeki Etkileri

Coğrafi Keşifler, bütün insanlığı etkilemiştir. Bu yönüyle evrensel bir özelliğe sahiptir. Akdeniz Limanları, Coğrafya Keşifler sonucunda önemini kaybetti. Ancak 1869′da Süveyş Kanalı’nın Fransızlar tarafından açılmasıyla bu limanlar yeniden önem kazanmıştır.
Coğrafi Keşifler, Müslüman ülkeler açısından büyük zararlara neden olmuştur. İslam ülkeleri yoksullaşmış, Türkistan Hanlıkları giderek zayıflamış ve Ruslar karşısında gerilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu, İpek ve Baharat Yollarına hakim olmasına rağmen yolların değişmesinden dolayı umduklarına ulaşamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu, ticaret faaliyetlerini yeniden geliştirebilmek için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar vermek zorunda kaldı.
Ayrıca Osmanlı topraklarında kervan yolları boyunca faaliyet gösteren halk ve zanaatkârlar işsiz kaldı. Bu durum, Osmanlı Devleti’nde ekonomik sıkıntılara ve Celali İsyanları’na zemin hazırlamıştır.
Osmanlı Devleti, Hint ticaret yolunun hakimiyeti için Portekizlilerle, Akdeniz hakimiyeti için de İspanyollarla mücadele etti. Endonezya’da savunma ve koruma savaşları yapan Osmanlı Devleti, Hıristiyan Avrupa karşısında ”Doğu Kalkanı” haline geldi.

Keşiflerin Osmanlı devleti açısından önemi

Bu keşiflerle Osmanlının elinde bulunan İpek ve Baharat Yolu önemini kaybetmiş, yeni ticaret yolları bulunmuştur. Bu da Osmanlı Devleti’nin vergi gelirlerinin azalmasına yol açmıştır. Tüm bunlar Osmanlı Devletini maddi açıdan kötü etkilemiştir. Daha doğrusu; Osmanlı Devleti ve diğer müslüman devletler zarara uğrayıp, ellerindeki malların değerleri gitmiştir.Coğrafî Keşifler, bütün insanlığı etkilemiştir. Bu yönüyle evrensel bir özelliğe sahiptir. Akdeniz Limanları, Coğrafî Keşifler sonucunda önemini kaybetti. Ancak 1869′da Süveyş Kanalı’nın Fransızlar tarafından açılmasıyla bu limanlar yeniden önem kazanmıştır.
Coğrafî Keşifler, Müslüman ülkeler açısından büyük zararlara neden olmuştur. İslam ülkeleri yoksullaşmış, Türkistan Hanlıkları giderek zayıflamış ve Ruslar karşısında gerilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu, İpek ve Baharat Yollarına hakim olmasına rağmen yolların değişmesinden dolayı umduklarına ulaşamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu, ticaret faaliyetlerini yeniden geliştirebilmek için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar vermek zorunda kaldı.
Ayrıca Osmanlı topraklarında kervan yolları boyunca faaliyet gösteren halk ve zanaatkârlar işsiz kaldı. Bu durum, Osmanlı Devleti’nde ekonomik sıkıntılara ve Celali İsyanları’na zemin hazırlamıştır.


COĞRAFİ KEŞİFLER SONUCU

COĞRAFİ KEŞİFLER, SEBEPLERİ VE SONUÇLARI

a. Keşiflerin Sebepleri:


Bilinmeyen şeylere ve yerlere merak duyulması, en eski çağlardan beri insanlığın tabii bir duygusu idi. İlk çağlarda, dünyanın çok küçük bir bölümü tanınıyordu. Uzak bölgelere gezi yapanları anlatıp yazdıkları daima heycan uyandırmaktaydı. Orta çağda, Avrupa’dan Uzak doğu’ya giderek , çin’de kubilay kağa’nın yanında kalan Marko polo’nun verdiği bilgilere çok kimse inanmamıştı. Ibn Batuta, ibn Fablan gibi islam gezginleri de, “bilinmeyen” ülkelere geziler yaparak, gördüklerini kaleme almışlardı. Bunların doğruluğu anlaşıldıkça, “yeni” ülkelere duyulan merak daha arttı. Keşiflerin birinci sebebi budur.Avrupa’nın islam ülkelerine karşı giriştiği Haçlı seferleri, görünüşte dini bir nitelik taşıyordu. Hedef, kutsal kudüs şehrini, Müslümanların elinden kurtarmaktı. Fakat, aslında Doğu’nun zenginlikleri, o çağda yoksul sayılacak Avrupa’nın gözlerini kamaştırıyordu. İki yüz yıla yakın süren haçlı seferleri, İslam dünyasındaki bolluğu ve refahı, Avrupa’nın daha yakından tanımasına sağladı. Bu varlıklı hayata duyulan özen, Avrupa’da yeni gelir kaynaklarının araştırılması çığrını açtı. Bunu yolu ticaretten geçiyordu. Özellikle hindistan’dan Avrupa arasındaki ticaret yolları, başta Türkler olma üzere, Müslümanların elindeydi. Bu yüzden avrupalı tacirler, her uğrak yerinde yüksek vergiler ödemek zorunda kalıyorlardı. Bu yüzden, birçok malın Avrupa’ya maliyet çok artıyordu. Şu halde, yeni yollar aranması ve bulunması gerekli hale gelmiştir. İkinci sebep de budur. Hemen tamamıyla Hıristiyan olan Avrupa, kilisesinin ağır baskı altındaydı. Papalığın rızası alınmadıkça, yeni topraklara açılmak zordu. Bu bakımdan, erişilecek yerlerde Hıristiyanlığın yayılması da göz önünde bulunduruluyordu. Bu da, dini bir sebep oluşturuyordu.

Barutun ve topun kullanılmasıyla ortaya çıkan güçlü krallıklar, ticari alanda birbirleriyle rekabete başlamışlardı. Uzak doğu’ya yeni yollarla ulaşmak, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin zengin mallarını kendileri taşımak için yeni yollara ihtiyaç duyuyorlardı. Bu ise, ancak yeni keşiflerle sağlanabilirdi.

Coğrafya keşiflerinin yapılabilmesi için, elverişli bir bilim ortamına da girilmişti. Dünyanın düz değil, yuvarlak olduğu gerçeği Müslümanlardan öğrenilmişti. Dünya yuvarlaksa, doğu’ya doğru değil, batıya doğru da gidilerek aynı yere (Hindistan’a) ulaşılabilirdi.

Bunu yapabilmek için teknik imkanlar da elde edilmişti. Pusula, rüzgar gülü gibi aletler bunlar arasındaydı. Ayrıca, açık denizlerin fırtınalarına dayanıklı büyük ve sağlam gemilerde yapılabiliyordu.

b) Başlıca Keşifler:

Daha XV. Yüzyıl ortalarında Portekizliler Afrika’ya keşif heyetleri gönderiyorlardı. Bu heyetlerden biri, Bartelemo Diyaz yönetiminde, Afrika’nın güneyinde dolaştı (1487). Buraya “Ümit Burnu” adı verilirdi.böylece, Hindistan’a deniz yolu ile ulaşma imkanı elde ediyorlardı. XV. yüzyılın sonunda Vasko dö Gama, bu yoldan Hindistan’a vardı (1498). Bundan sonra Portekizliler Hint okyanusu’na donanama gönderdiler ve Uzak Doğu’ya kadar olan bölgelerde ticareti elerine geçirerek sömürgeler kurdular.

Amerika’nın Keşfi: Kristof Kolomb adında Cenevizli bir gemici, hep batıya gitmek suretiyle doğuya varılabileceğini ileri sürüyordu. Düşüncesini gerçekleştirmek için, denizci devletlere başvurdu. Uzun uğraşmalardan sonra, projesi İspanya kralı tarafından kabul edildi ve desteklendi. İstediği gemileri ve denizcileri alan Kolomb, Atlas Okyanusu’na açıldı. Zorlu bir yolculuktan sonra, Orta Amerika’da Bahama’ya vardı (1492). Ancak, yeni bir kıta keşfettiğini bilmiyor, Hindistan’a ulaştığını sanıyordu.

Kısa bir süre sonra Amerigo Vespuçi adlı bir İtalyan denizcisi, Güney Amerika’da Brezilya Kıyılarına çıktı. Buranın yeni bir kıta olduğunu anladı. Bu sebeple, Amerika’ya Kristof Kolomb’un değil, onun adı verildi.

Balboa ise, bugünkü Panama Kanalı’nın bulunduğu yerden geçerek ilk defa Büyük Okyanus’a çıktı (1513).

Macellen, Hindistan’a ulaşmak için, Güney Amerika’yı dolaşarak Büyük Okyanusa geçti. Uzak Doğuya vardı. Ancak buradaki bir çarpışmada öldürüldü. Yanındaki denizciler, yollarına devam ederek İspanya’ya döndüler. Böylece, dünyanın çevresi ilk defa dolaşılmış oldu (1521).

c. Keşiflerin Sonuçları

Siyasi ve Ekonomik Sonuçlar

Keşfedilen topraklar, keşifleri düzenleyen devletlerin kendi malı oldu. Bunların yeraltı ve yerüstü zenginlikleri adeta yağmalandı. Bütün bu zenginlikler Avrupa’ya aktı. İspanya, Portekiz, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi ülkeler giderek zenginleşti. Daha sonraki yüzyıllarda bunlara Belçika, Almanya, İtalya da katılacaktı. Bu ülkeler, ele geçirdikleri geniş topraklarda çiftlikler, dokuma tesisleri kurdular, maden işlettiler. Yerli halkları silah zoruyla, karın tokluğuna çalıştırdılar. Elde ettiklerini kendi gemileriyle ülkelerine taşıdılar. Kazanç oranları çok arttı. Deniz seferlerini destekleyen kralların maddi varlıkları alabildiğine büyüdü. Krallar, bu zenginliklerini, top gibi ağır ve pahalı savaş araçlarına harcadılar. Bu silahlar karşısında, derebeyleri çaresiz kaldılar ve güçlerini hızla kaybettiler. Buna karşılık, ticaretten zenginleşen yeni bir sınıf (burjuvazi) ortaya çıktı. Burjuvaların kuvvetlenmesi, siyasi dengeleri değiştirdi. Derebeylerini ortadan kaldıran krallara karşı, burjuvalar siyasi haklar kazanma savaşı vermeye başladı. Böylece, Avrupa’da ihtilaller ve sarsıntılar meydana geldi.

Sömürgeci devletler, değerlerine karşı ekonomik ve siyasi üstünlük sağladılar. Durumu kötüye giden diğer Avrupa devletleri de, çareyi sömürge aramakta buldular. Bunun sonucu olarak, sömürgecilik eğilimi daha da hızlandı.

Büyük denizlere açılacak konumda olmayan Osman İmparatorluğu, siyasi üstünlüğünü, daha donanımlı ordu ve donanma hazırlayabilen Avrupa devletleri karşısında yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Akdeniz çevresinde yoğunlaşan ticari faaliyet önemini kaybetti.

Sosyal Sonuçlar

Uzak sömürgelerden mal getirilmesi, hemen tamamen deniz yolu ile yapılıyordu. Bu da, Avrupa’daki liman şehirlerinin önem kazanması sonucunu doğurdu. Şehirleşme genişledi. Şehirlerin nüfusu arttı. XV. Yüzyılda hiçbir İngiliz, İspanyol, Portekizli, Belçikalı ların nüfusu 100 bin i aşmıyordu. (XVI.yüzyılın sonlarında ise Londra 450 bin, Lizbon 200 bin nüfusu aşacaklardır). Dünyanın en büyük dokuz ülkesi arasında hiçbir Hıristiyan Avrupa ülkesi yoktu. Bu dokuz devletten bir Çin, sekizi ise İslam ülkesiydi. Bu tablo, yaklaşık 200-300 yıl içinde tamamen tersine dönecek ve Avrupa ülkeleri doğuya hakim olacaklardır. Şehirleşme yeni sosyal grupların ortaya çıkışını sağladı. Hayat seviyesi yükseldikçe yaşama şeklide değişti.

Buna karşılık, keşfedilen yeni ülkelerin halkları tam bir soykırımla karşılaştılar. Amerika’nın yerlileri, eski ve ileri medeniyetler kurmuşlardı. Ancak, bazı alanlarda gelişmiş değillerdi. Tarım yöntemleri, savaş araçları ilkeldi. At’ı tanımıyorlardı. Avrupa’nın zırhlı süvarilerini alt tarafı at, üst kısmı insan olan tek bir yaratık sanmışlardı. İspanyollar ve Portekizliler, bunları kitle halinde öldürdüler. Kalanları köle yaptılar. Ancak, nüfusun az olması sebebiyle, Afrika’dan zenci köleler getirtmek zorunda kalmışlardır. Böylece, Amerika’da bir “kamçılı medeniyet” kuruldu. Köle ticareti zamanla çok kârlı hale geldi. Sömürgeci devletler arasında, köle ticareti yüzünden savaşlar bile çıktı. Amerika’nın çeşitli yerlerinde zenci nüfus çoğaldı. Avrupa’dan Amerika’ya göç eden beyazlarla zenciler arasındaki sürtüşme XX.yüzyıla kadar sürdü.

Kültürel Sonuçlar

Kıtalararası ticaret ve taşımacılık sayesinde Avrupa’da zenginleşenler, yeni bir hayat tarzı benimsediler. Bunlar, kültür ve sanat hareketlerine ilgi gösterip desteklediler. Büyük servetlerin bir kısmı bu alanlara harcanınca, eser verenlerin sayısı ve gayreti arttı. Böylece, Rönesanssın, İtalya dışındaki Avrupa devletlerinde yayılışı hızlandı.

Buna karşılık, keşfedilen yerlerdeki eski kültürler büyük ölçüde mahvoldu. Binlerce yıllık geçmişe sahip İnka, Aztek, Maya medeniyetlerine ait eserler yerle bir edildi. Kendine özgü kültürleri bulunan insanlar ortadan kaldırıldığı veya köle durumuna getirildiği için, medeniyetleri yavaş yavaş silinip unutuldu.

Keşiflerin sağladığı zenginlik, bilim ve sanat alanındaki gelişmelerin maddi kaynağı oldu. Bu ilerlemeler, zamanla daha da hızlandı. Osmanlı İmparatorluğu bu alandaki ilerlemeye ayak uyduramadı. Sonraki yüzyıllarda Osmanlılar’ın, askeri ve siyasi alandaki gerileyişinde keşiflerin dolaylı etkisi oldu.

Coğrafi Keşiflerin Osmanlı’ya Etkileri

Avrupa’nın Atlas Okyanusu’na kıyısı olan ülkelerinin denizcilikleri XV.yüzyılda Hint ticaretinde söz sahibi olmak, Akdeniz ve Asya’daki diğer ticari aracıları ortadan kaldırmak için yeni yollar aradılar. Sonuçta Portekiz ve İspanyol denizcileri Afrika’yı dolaşarak Hindistan’a varmayı değer taraftan da Amerika’yı bulmayı başardılar. Özellikle İspanyollar, Peru ve Meksika’nın altın ve gümüş kaynaklarına hakim olup, bu zenginlikleri Avrupa’ya taşıdılar. XVI.yüzyılda İngiltere İmparatorluğu İspanya üzerindeki siyasi kontrolü sayesinde Amerika’dan taşınan kıymetli madenlerle ekonomik yönden oldukça güçlendi.

Osmanlıların elinde tuttuğu Baharat ve İpek yolu eski önemini kaybetti. Yeni keşfedilen yerlerden getirilen yeni tür bitkiler (tütün, pamuk …) Avrupa’daki tarım kesimine yeni üretim kaynakları sağladı. İspanya’dan başlayıp Akdeniz çevresinde görülmekte gecikmeyen enflasyon Osmanlı ülkesine de olumsuz biçimde sıçradı. Bütün bunlar Osmanlı devletindeki ticari üstünlüğün Avrupa karşısında kaybedilmesine neden olacaktır.